Ömer’in teravih bidatı ve oğlunun itirazı

Mansur, Mücahid’in şöyle dediğini nakletmiştir: “Birisi İbn Ömer’e sordu: Ramazan ayında bir imamın arkasında mı duriyim?﴿ O da ona: Sen eşek gibi mi dinliyorsun?﴿ dedi.” Ebu Muhammed şöyle yazıyor: “İsnadı sahihtir.” [El-Musannef, İbn Ebi Şeybe, Cilt 3, Sayfa 359, Sayı 7798]

حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ: سَأَلَ رَجُلٌ ابْنَ عُمَرَ أَقُومُ خَلْفَ الْإِمَامِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ؟ فَقَالَ: تُنْصِتُ كَأَنَّكَ حِمَارٌ قال المحقق أبو محمد: إسناده صحيح


Mansur, Es-Sevrî’den şöyle buyurduğunu rivayet etmistir: Birisi İbn Ömer’e geldi ve şöyle dedi: Ramazan ayında bir imamın arkasında namaz kılıyorum.﴿ İbn Ömer sordu: Kur’an okur musun?﴿ Cevap olarak: Evet﴿ dedi. Bunun üzerine Ibn Ömer: Eşek gibi mi dinliyorsun, evinde namaz kıl.﴿ [El-Musannef, Es-Sanani, Cilt 4, Sayfa 84, Sayfa 7880]

عَنِ الثَّوْرِيِّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى ابْنِ عُمَرَ قَالَ: أُصَلِّي خَلْفَ الْإِمَامِ فِي رَمَضَانَ؟ قَالَ: أَتَقْرَأُ الْقُرْآنَ؟ قَالَ: نَعَمْ قَالَ: أَفَتُنْصِتُ كَأَنَّكَ حِمَارٌ؟ صَلِّ فِي بَيْتِكَ


Mücahid dedi ki: “Birisi İbn Ömer’e sordu: Ramazan ayında bir imamın arkasında durayım mı?﴿ O da şöyle dedi: Eşek gibi mi dinliyorsun?﴿Ebu Yahya şöyle yazıyor:Sahih. İbn Ebi Şeybe (7715) onu nakletmiştir: Vakî’den, Süfyan’dan, Mansur’dan, Mücahid’den rivayet ettik.﴿ Onunla birlikte.” [Ma Sahha Min Asari s-Sahabe Fil-Fıkıh, Sayfa 429]

عن مجاهد قال: سأل رجل ابن عمر: أقوم خلف الإمام في شهر رمضان فقال: تُنصت كأنك حمار قال الشيخ أبو يحيى الباكستاني: صحيح أخرجه ابن أبي شيبة (٧٧١٥) حدثنا وكيع عن سفيان عن منصور عن مجاهد به


Nafi’, Abdullah İbn Ömer hakkında şöyle nakletmiştir: “Ramazan’da hiçbir imamın arkasında durmazdı.” [El-Musannef, Es-Sanani, Cilt 4, Sayfa 84, Sayı 7881]

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ: أَنَّهُ كَانَ لَا يَقُومُ خَلْفَ الْإِمَامِ فِي رَمَضَانَ


Nafi’, Abdullah İbn Ömer’in şöyle dediğini nakleder: “Ben ashabımı namaz kılarken gördüğüm gibi namaz kılıyorum. Kimseyi gece gündüz dilediği gibi namaz kılmaktan men etmem. Ancak güneşin doğuşunu da batmasını da aramayın.” [Sahih-i Buhârî, Sayfa 150, Hadis 589]

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أُصَلِّي كَمَا رَأَيْتُ أَصْحَابِي يُصَلُّونَ، لاَ أَنْهَى أَحَدًا يُصَلِّي بِلَيْلٍ وَلاَ نَهَارٍ مَا شَاءَ، غَيْرَ أَنْ لاَ تَحَرَّوْا طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلاَ غُرُوبَهَا‏


Abdurrahman şöyle rivayet etmiştir: “Ramazan Ayının gecelerinden birinde Ömer’le birlikte camiye gittik. Gördüm ki halk ayrı ayrı kendi halinde namaz kılmakta.“ Ömer dedi ki: »Bana göre eğer onlar bir imama bağlanarak namaz kılsalar daha güzel olur!« Sonra Ebu İbni Ke’be öne geçmesini ve onlara imamlık etmesini emretti! Sonraki gece onunla birlikte camiye gittiğimizde halkın cemaat halinde Ramazan Nafilesini kıldığını gördük! O anda Ömer »Bu güzel bir bidattir!« Onların yatıp uyudukları namaz, kıldıkları namazdan daha hayırlıdır.« dedi. O, gecenin son kısmını kastetmektedir ve insanlar bunu ilk kısmında kılmaktadır. [Sahih-i Buhari, Hadis 2010]

وَعَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُ قَالَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رضى الله عنه لَيْلَةً فِي رَمَضَانَ، إِلَى الْمَسْجِدِ، فَإِذَا النَّاسُ أَوْزَاعٌ مُتَفَرِّقُونَ يُصَلِّي الرَّجُلُ لِنَفْسِهِ، وَيُصَلِّي الرَّجُلُ فَيُصَلِّي بِصَلاَتِهِ الرَّهْطُ فَقَالَ عُمَرُ إِنِّي أَرَى لَوْ جَمَعْتُ هَؤُلاَءِ عَلَى قَارِئٍ وَاحِدٍ لَكَانَ أَمْثَلَ‏.‏ ثُمَّ عَزَمَ فَجَمَعَهُمْ عَلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، ثُمَّ خَرَجْتُ مَعَهُ لَيْلَةً أُخْرَى، وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَةِ قَارِئِهِمْ، قَالَ عُمَرُ نِعْمَ الْبِدْعَةُ هَذِهِ، وَالَّتِي يَنَامُونَ عَنْهَا أَفْضَلُ مِنَ الَّتِي يَقُومُونَ‏.‏ يُرِيدُ آخِرَ اللَّيْلِ، وَكَانَ النَّاسُ يَقُومُونَ أَوَّلَهُ


Ebu Hureyre şöyle dediğini naklediyor: Peygamber’in ramazan ayında insanları kalkmaya teşvik ettiğini duydum ve dedi ki: Kim iman ederek ve mükâfatını da Allah’tan bekleyerek Ramazan ayında namaz kılarsa, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.﴿ Ama peygamber insanları namaza için toplamadı.” Şuayb el-Arnavut yaziyor: “Senedi sahihdir” [Müsned Ahmed İbn Hanbel, Cilt 13, Sayfa 264, Hadis 7881]

عن أبي هريرة، قال: سمعت رسول الله صلي الله عليه وسلم يرغب الناس في قيام رمضان، ويقول: من قام رمضان إيمانًا واحتسابًا غفر له ما تقدم من ذنبه ولم يكن رسول الله صلي الله عليه وسلم جمع الناس على القيام


Ubeyy ibn Ka’b anlatıyor: “Ömer, Ramazan’da namaz kılmasını emretti ve şöyle buyurdu: İnsanlar gündüzleri oruç tutarlar ve Kur’an’ı iyi okuyamazlar. Sen geceleri onlara Kur’an okurmusun?﴿ Ubeyy dedi ki: Böyle bir şey hiç olmadı.﴿ Ömer: Biliyorum, ama böylesi daha iyi.﴿ dedi. Sonra onlarla yirmi rekat namaz kıldı.” (İsnadı hasendir) [El-Ahadis El-Muhtar, El-Makdisi, Cilt 3, Sayfa 367, Hadis 1161]

عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ أَنَّ عُمَرَ أَمَرَ أُبَيًّا أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ فِي رَمَضَانَ فَقَالَ إِنَّ النَّاسَ يَصُومُونَ النَّهَار وَلَا يحسنون أَن (يقرؤا) فَلَوْ قَرَأْتَ الْقُرْآنَ عَلَيْهِمْ بِاللَّيْلِ فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَذَا (شَيْءٌ) لَمْ يَكُنْ فَقَالَ قَدْ عَلِمْتُ وَلَكِنَّهُ أَحْسَنُ فَصَلَّى بِهِمْ عِشْرِينَ رَكْعَة (إِسْنَاده حسن)


Zeyd İbn Sabit dedi ki:Resulullah (mescidde) kendisi için küçük bir hücre çevirdi. Resulullah çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah (s.) ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Resulullah (s.) kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır﴿, buyurdu.” [Sahih-i Buhârî, Sayfa 1528, Hadis 6113]

وَقَالَ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُجَيْرَةً مُخَصَّفَةً أَوْ حَصِيرًا، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيهَا، فَتَتَبَّعَ إِلَيْهِ رِجَالٌ وَجَاءُوا يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ، ثُمَّ جَاءُوا لَيْلَةً فَحَضَرُوا وَأَبْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُمْ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ فَرَفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ وَحَصَبُوا الْبَابَ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ مُغْضَبًا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ مَا زَالَ بِكُمْ صَنِيعُكُمْ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكْتَبُ عَلَيْكُمْ، فَعَلَيْكُمْ بِالصَّلاَةِ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ خَيْرَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ


Ve Ömer’in ifadesi Güzel bid’at﴿ yani bid’at daha önce olmayan bir uydurmadır. [Şerh Sahih-i Buhârî, İbn Battal, Cilt 4, Sayfa 147]

وقول عمر: (نعم) البدعة فالبدعة اختراع ما لم يكن قبل


Ömer, Ramazan ayında namaz hakkında şunları söyledi: Bu güzel bir bidattır﴿, yani daha önce olmayan bir uydurmadır. [El-Medhal ila’s-süneni’l-kübrâ, El-Beyhakî, Sayfa 206]

وقد قال عمر في قيام شهر رمضان: نعمت البدعة هذه يعني أنها محدثة لم تكن


Ve onun sözlerine Bu güzel bir bidattir﴿ bid’at adını verdi, çünkü o Peygamberin sünnetine ait degildi ve Ebu Bekir’in zamanında o yoktu. [Şerhus Sünne, El Beğavi, Cilt 4, Sayfa 119]

وَقَوْلُهُ: «نِعْمَتِ الْبِدْعَةُ هَذِهِ» إِنَّمَا دَعَاهُ بِدْعَةً، لأَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَمْ يَسُنَّهَا، وَلا كَانَتْ فِي زَمَنِ أَبِي بَكْرٍ


Ömer’in sözü Bu güzel bir bidattır﴿ çünkü o, ramazan ayında bir imamın arkasında insanları namazda toplayan ilk kişidir. [El-Mesalik fi Şerhi Muvattai Malik, El-Meafiri, Cilt 2, Sayfa 479]

قولُه -أعني عمر-: “نِعْمَتِ الْبِدْعَةُ هَذِهِ” تصريحٌ منه أنَّه أوّل من جَمَعَ النَّاسَ في قيام رمضان على إمامٍ واحدٍ


Ömer, Bu güzel bir bidattir﴿ dedi, çünkü Peygamber (s.) bunu toplum içinde sünnet etmediği için bid’at olarak adını verdi. [Minhetül Bari fi Şerh Sahih-i Buhârî, Ebu Zekeriya El-Şafii, Cilt 4, Sayfa 441]

قال عمر (نعم البدعة هذه) سماها بدعة؛ لأنه – صلى الله عليه وسلم – لم يسن لهم الاجتماع لها


Ömer ibn el-Hattab, Ramazan ayında (gece) namazını kıldı. Çevre ülkelere mektup yazdı. Ubeyy ibn Ka’b ve Temim el-Darimi’ye insanlarla birlikte namaz kılmalarını emretti. Sonra ona söylendi ki: Peygamber bunu asla yapmadı﴿ Oda dedi ki: Bid’at ise, güzel bir bidattır.﴿ [Min Hayat Ömer ibn el-Hattab, Abdurrahman Ahmet El-Bekri, Sayfa 126]

سن عمر بن الخطاب قيام شهر رمضان، وكتب بذلك إلى البلدان، وأمر أبي ابن كعب، وتميما الدارمي أن يصليا بالناس. فقيل له في ذلك: إن رسول الله لم يفعله فقال: إن تكن بدعة فما أحسنها من بدعة


Ibn El-Mejsun söylüyor ki: “Malik’den şöyle duydum: Kim İslam’da güzel bulduğu bir bid’at ortaya çikarirsa, Muhammed’in Risale-i Nur’a hıyanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü Allah buyurur ki: »Bugün size dininizi ikmal ettim.«﴿ (5:3) [El-İtisam, İmam Şatibi, Sayfa 62]

قَالَ ابْنُ الْمَاجِشُونِ: سَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ: مَنِ ابْتَدَعَ فِي الْإِسْلَامِ بِدْعَةً يَرَاهَا حَسَنَةً، فقد زَعَمَ أَنَّ مُحَمَّدًا صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَانَ الرِّسَالَةَ، لِأَنَّ اللَّهَ يَقُولُ: {الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ}


Peygamber (s.) dedi ki: “Ben sizin önünüzden havuz başında olacağım ve sizden bir kısmı bana getirilecek. Sonra onlar benden uzaklaştırılacak ve ben diyeceğim ki: Ey Rabb’im, onlar benim sahabelerim!﴿ Denilecek ki: Senden sonra ne bidat yaptıklarını bilmiyorsun.﴿ [Sahih-i Buhârî, Sayfa 1747, Hadis 7049]

قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ “‏ أَنَا فَرَطُكُمْ عَلَى الْحَوْضِ، لَيُرْفَعَنَّ إِلَىَّ رِجَالٌ مِنْكُمْ حَتَّى إِذَا أَهْوَيْتُ لأُنَاوِلَهُمُ اخْتُلِجُوا دُونِي فَأَقُولُ أَىْ رَبِّ أَصْحَابِي‏.‏ يَقُولُ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثُوا بَعْدَكَ


Cabir bin Abdullah, Peygamber Efendimizin (s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Her yenilik muhdes, her muhdes bid’at, her bid’at dalâlet ve her dalâletin insanı götürdüğü yer cehennem.” [Sünen-i Nesai, Hadis 1578]

أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَةٌ وَكُلَّ ضَلاَلَةٍ فِي النَّارِ


Enes Ibn Malik, Peygamber’den (s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Biri bid’at ortaya koyarsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti o kimse üzerine olsun.” [Sahih-i Buhari, Hadis 1867]

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَحْوَلُ، عَنْ أَنَسٍ رضى الله عنه عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ‏ الْمَدِينَةُ حَرَمٌ، مِنْ كَذَا إِلَى كَذَا، لاَ يُقْطَعُ شَجَرُهَا، وَلاَ يُحْدَثُ فِيهَا حَدَثٌ، مَنْ أَحْدَثَ حَدَثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.